İktidar ve R-kompleksi
Doç. Dr. Birol Azar
İktidar ve R-kompleksi
Hitler’in ikinci dünya savaşında yaptıklarına hiç ses çıkar(a)mayan Almanların tutumu savaş sonrası çok tartışılmış, Hegel, Kant, Goethe gibi büyük yazar ve filozoflar yetiştiren bir toplumun nasıl olup da yaptıkları aklın sınırlarını zorlayan, deli diye anılacak bir adamın peşinden gitmelerine mani olmadıkları seslerini çıkaramadıkları hep sorgulanmıştır. Hitler ne yapmıştı da bir toplumun toplumun düşünen kesiminin mantıklarını Out of service haline getirmişti? İnsanların mantıklı düşünememelerinin sebebi neydi? Toplumu sürüye çevirme başarısının sırrı neydi? Uzun süren tartışmaların ve elde edilen bulguların sonucu ortaya “R-kompleksi” denilen bir olgu çıkmıştı. Peki neydi R-kompleksi? Nörobilimci Paul d. Maclean’in “triune brain” modeline göre beynin bedenle birleştiği noktada, beyin sapında r-kompleks (reptilian kompleks – sürüngen beyin) adı verilen bir bölüm bulunur. Beynin bu bölümü evrimin ilkel aşamalarındaki gelişimin eseri olduğundan dolayı kuşlarda, sürüngenlerde ve memelilerde ortak olarak bulunur. Kısaca "sürüngen beyin bölgesi" ya da "ilke
sürüngen mantığı" diye tanımlanır. Her canlının beyninde vardır ama insanlarınkinde biraz daha baskındır. İlkel içgüdüleri aktive eder. İlkel düşünmek de mantığı, akıl yürütmeyi engeller. Bu ilkel ruh haline sahip olan daha doğrusu bu içgüdünün baskın olduğu kişiler birey olmaktan, sorumluluk almaktan korkarlar. Diğer insanlarla hareket edince kendilerini güvende hissederler. Yani sürü psikolojisinin bilimsel adı diyebiliriz. Dünyanın en kötü fiili bile toplumun bütün bireyleri tarafından yapılırsa vicdani ve hukuki yaptırımı olmaz. Almanların beyninde “R-kompleksi”ni aktif hale getirmişti Hitler. Toplumun beynindeki ilkel içgüdüleri aktive ederek mantıklı düşünmeyi baskılamıştı. Baskın liderlerin en çok kullandığı metot bu metottu. Sosyal psikoloji araştırmalarına göre bir insanın beynini “R-kompleksi” seviyesine indirgemenin en iyi yolu onu bir gruba dahil etmektir. Grup inanç eksenli olabileceği gibi ideolojik merkezli de olabilmeliydi ki etkisi ya da tesiri uzun süre devam edebilsin. İnsanları “biz ve onlar” diye ayırmak biz’in içinde tuttuğu insanları sıkı grup kişiliği ile akıl devrine yöneltmek ve mantığını kullanmaktan vazgeçirterek kontrol etmek tarih boyunca bu tip liderlerin yaptığı bir yöntemdi ve kesin sonuç veriyordu. Mankurtlaşmak kadar fiziksel acı vermese de insanın kendisini canlı, düşünen, insiyatifi olan birisi gibi hissedip aslında köleleşmenin gri/flu alanında kayboluşunun ve bunu hissedemeyişinin korkunç halini göstermektedir. “R-kompleksi”ni aktif hale getiren ikinci yol topluma korku kültürünü aşılamak ve yaymaktır. İç ve dış düşmanlar göstererek korkuya dayalı politikalar üreterek kitleleri “R-kompleksi” seviyesine indirgemek. İlk olarak bir düşman belirlenir, ikinci olarak biz’e bağlı kişilerin dayanışma duyguları köpürtülür ve son olarak düşünmeleri engellenir. Neden düşünsünler ki? Biz grubunun düşünmesine mantık üretmesine gerek yoktur düşmanı gösteren onların yerine düşünecek ve tüm tedbirleri de alacaktır. Yapıyorsa bir bildiği mutlaka vardır. “hele sor Bilo can niye yaptım?” demelerine bile gerek yoktur. Biz’in bilmediği aklının yetmediği olaylar onların engin feraseti tarafından halledilir yapıyorsa bir bildiği vardır anlayışı “R-kompleksi”nin ortak tavrıdır. Sürekli çatışma ortamı “R-kompleksi”nin yaşam alanıdır. İnsanların içgüdülerinin canlı tutulması elzemdir. “R-kompleksli” liderlerin en büyük özelliği biz grubunun kendisiyle özdeşlik kurmasını başarabilmeleridir. Özdeşlik kurma psikolojisi kitleyi canlı, heyecanlı ve ateşli tutmakta biz kuru ekmek yer ona yedirmeyiz anlayışı değişik söylemlerle kitleler tarafından büyük bir gurur ve övünçle yüksek sesle dile getirilmekte “biz” bu tür söylemlerle kardeşliğini pekiştirmekte ve rahatlamaktadır. Kendi hayatında ezik, tatminsiz kişiler gücü ve otoriteyi temsil eden liderleri sayesinde kendilerini ezen mikro iktidarlardan patronlarından, amirlerinden, üst sınıftaki zenginlerden, okumuş kesimlerden intikamlarını alarak rahatlayıp ekmek kuyruğundan ucuz ekmek alıp evlerine gitmektedirler. “R-kompleksi”ne seslenen liderlerin liderlik sırrı kendilerini intikam kılıcı gibi “biz’e” sunmalarıydı. Kaybedenlere oynayarak kazanmak zekice bir yöntemdi. Kimlikleri düşmana göre sürekli değişiyor ama işlevsel yöntem değişmiyordu. “ ben de senin gibiyim ben sendenim beni siz var ettiniz” gibi söylemler oyunu bana verirsen nefret ettiğin herkesin canına okurum mesajını vermekteydi. Bu şekilde kolayca başa gelen Hitler ne yazık ki büyük yıkımlar, felaketler getirdikten sonra gidebilmişti. Bu tip liderler bir toplumun zeka testiydi aslında.