Ambalajlı Hayatlar İçindeyiz…
Doç. Dr. Birol Azar
Ambalajlı Hayatlar İçindeyiz
21.yüzyıl vitrin çağı olarak kayıtlara geçecek bir dönem olarak hatırlanacaktır. Emek verilerek elde edilen gerçek kazanımlar yerine görünüşün, unvanın ve statünün tercih edilmesi, içini dolduramadığımız beynimizi teşhire kaçarak, çantamızı ise markaya yükselterek görünür olmak daha önemli hale geldi bu zamanda. Bunda kişileri suçlamak ya da sorumlu tutmak da kolaya kaçmaktır. Gerçek kazanımların erişilebilir olmadığı bir dünyada ev almak imkânsız, araba almak hayal, eğitim görünüşte parasız ama yan yollarla oldukça pahalı iken sistem insanı yaşat ki devlet yaşasın mantığından oldukça uzaklaşmış iken umuda tüm kapılar kapanmışken diye başlayan birçok cümle sebebi de sunmaktadır. İnsan da böyle bir iklimde tavşan misali uzatılan ufak ufak havuçlarla varlığını anlamlı kılmaktadır. Maaşına zam yapılmayan insan taltifle (verilen ara gazlarla) mutlu oluyor, insanca yiyip içemediklerini logolu bardakları eline alarak telafi ediyor herkes farklı dekorlarla ben de bu ligdeyim mesajını evrene yolluyor. Tüm dünya bir mış gibi dünyası olmuş, zengin olmayan zenginmiş gibi, bilmeyen bilmiş gibi hallere giriyor dış cephenin şıklığı büyük bir deprem olana kadar betonun kalitesinden önde geliyor. Öz her yerde her alanda gitgide kaybolmakta, kapağı güzel diye kitap, şişesi güzel diye parfüm alınmakta, adalet gösterişli adalet saraylarında, bilim hocası ve donanımı olmayan okullarda aranmakta. 21. Yüzyılda her şey sahip olunan nesne üzerinden değerlendirilmektedir. Çünkü öz ve bilgi inşa etmek zordur, zaman ister, emek ister, beceri ister haz ve hız çağında bunlar ayakbağıdır ve dahi kimse bunları aramamaktadır. Öz inşa etmek bu kadar zor iken statü satın alınabilir, taklit dahi edilebilir. İçine koyacak bir şeyi olmayanlar doğal olarak ambalajın şekline ve rengine önem verir. Sistemin gerçek bir hayat sunamaması ölene kadar içinde oyalanabileceğimiz bir dekor inşa ediyor. Üniversitelerin yetişkin kreşlerine dönüşmesi bu acı tabloyu sert biçimde yüzümüze vururken bugünün gerçeklerini değiştirmeyen insan da ambalajın parıltısıyla karnını olmasa bile egosunu doyurmakla meşgul olmaktan öteye gidemiyor.